Genel

KOD ADI: SADECE BİRİ!

Selamlar, ilk yazımdan sonra uzun bir ara verdim. Birazcık hevesim kırılmıştı ama falımda yürü be kim tutar seni çıkınca yazılara aralıksız devam etmeyi planladım. Şimdi diyeceksiniz biz böyle bloglara alışık değiliz. Bu da okuyanların ve benim farkım olsun mu? Lafı uzatmadan asıl konuya gelelim. Bu muhteşem yazıda nasıl aldatıldığımı anlatacağım. Birden fazla aldatıldığım için hangisini seçeceğimi bilemiyorum. Mizacım değildir insanları sahiplenmek. Tüküreyim böyle mizaca. Her insan aldatılır ama ben olayı biraz fazla abarttım.

Size Sümük’ten biraz bahsettiğim için aldatılma hikayelerime ilk onunla damga vuracağım. Aslında Sümük beni aldattı mı aldatmadı mı tam olarak bilmiyorum. Ama biz kadınlar hissederiz, değil mi? Aramızda hiç bir sorun yokken attığı gönderiler, çektiği aşk acıları beni biraz kuşkulandırmıştı. İlgi göstermeyişimden olduğunu düşünmüştüm. Ama yok kızlar! Yaklaşın sır vereceğim; ”Bir ilişkide asla olumlu düşünmeyin. Dalağınızı sökerler dalağınızı.” Kendimi değiştirmeye çalıştım. Böyle bir çözüm olabilir mi? Aradan zaman geçti bana bir mesaj geldi; ”Whatsapp’a bak.” Beni önceden seven bir çocuk atmıştı bunu. Sümük’le ilişkimiz başlayınca bana saydırmıştı. Bir tanesi de şuydu; ”Yakışıklı olsaydım benimle de çıkardın, dimi?” Evet, Sümük yakışıklıydı ama onunla sevgili olma nedenim bu değildi.

Mesaja baktığımda boynuzlarımın mimarı, canımın içi sevgilimin bir kızla olan konuşmalarını gördüm. Uzun zaman boyunca su sığırı gibi ekrana baktım. Arkadaşlarıma gösterdim. Mesajı yollayan kişiden tepkiler aldım. Hem bana hem Sümük’e en kötüsü de ilişkime hakaretler ediyordu. Onu takacak durumda değildim. Birazcık şok birazcık kazık yeme zamanı içerisindeydim. Peki, ben ne yaptım? Burada bana sövebilirsiniz, çünkü ben her hatırladığımda tırnaklarımı boğazıma sokup kendimi paramparça yapmak istiyorum. Hiçbir şey yapmadım. Sümük’e söylemedim bile. Of salaklığımı size anlattım, beni biraz alkışlayın. Ne çektiğimizi bizden başkası bilemez kızlar, sarılalım. Sarılmak alkışlamaktan daha iyi.

Tabi ki bu burada sonlanmadı. Benim aldatıldığım farklı bir yerde kanıtlandı. Bir adet yavşak maymuncuk kankitoşkosuyla cilveleşmelerini yakaladım. Bu biraz ses yaptı ilişkimizde, ama yine bitirmedik. Salak gibi Sümük’ü koluma takıp gezmeye devam ettim ortalıkta. Şimdi diyeceksiniz ulan artık söyle nerede tescillendi bu boynuzların, geliyorum!

Sümük hayaline kavuşup kendine araba aldığında oldu. Ama baya açık açık oldu. İnstagram’a kızla arabanın içinde fotoğraf mı atmadı, ormanda çektiği snapleri mi gözümün içine sokmadı, kıza iltifat dolusu postlar mı atmadı, artık ben size hangisini detaylı anlatacağımı bilmiyorum. Birinden başlasam karakter sayısı Allah katına ulaşır. İşte aldatılış hikayelerimden sadece biri. Ben yılan mıyın ya Rabbü’l Alemin, neden böyle süründürüyorsun?

aşk · görsel hikaye · Genel · yazı

KOD ADI: SÜMÜK

Size eskilerimden birinin hitap tarzıyla selam veriyorum; SELAM PANDACIKLAR. Ah bir bilse, buralarda rezil edeceğim onu. Hepimizin canını sıkan erkek geçmişi vardır, değil mi kızlar? Kiminiz aldatıldınız, kiminizi üzdüler, kiminiz hiç sevilmediniz. Eski sevgililerim benim ayağımın altında ezilmeyi bile hak etmiyorken, yaşamımın belli bölümlerinin içine ettiler, içine içine. Sizlere yalnız olmadığınızı göstereceğim bu blogda hep birlikte çok eğleneceğiz. Dilerseniz başlayalım!

İlk gönderimde konuğum üç ay artı iki ayımı rezil rüsva eden pislikte. Pislik demem sinirden değil, çocuk harbi pislik. Dişlerini tek dışarı çıkarken fırçalayan tiplerden. Gülümseyince güneş misali ortalığı aydınlatıyor. Sevmedim değil, belki de en fazla bu soytarıyı sevdim. Komik ve yakışıklı olduğunu sanan bu eski geri zekalı sevgilim bana utanınca metro kartını uzatırdı. Ulan bu dangalakla taksit ödüyorduk buluştuğumuzda. Zaten haftada bir görüyorum o suratını, taksit ödemek nedir? Haftanın altı günü evdesin, çık öde. Evde o nargilenle şekilden şekile girip poz vereceğine git işlerini hallet derim. O eve yapıştın kaldın, yıksalar keşke evinizi.

Biz bu manitacığımla birlikte patetes yemiştik. Eğlenceli miydi? HAYIR. Malum ev sobalı, biz odasındayız. Bu patatesleri kızartıp getirene kadar benim o odada sümüğüm dondu. Şaka değil gerçekten dondu. Patates çiğdi üstelik. Salatalık misali kıtır kutur yedim, o şişko parmaklara sahip olan ellerine sağlık olmasın. Mümkünse o ellerin müstehcen yerlerine girsin. Patatesi yedikten sonra yorganın altına girdik. Şükrettim ısınacağım diye. Ama bilin bakalım ne oldu? O kadar üşüdüm ki tir tir titriyorum. Çocuk bunu fark etti üstelik. Bana titriyor musun, diye sordu. O anda hadi canım titriyor muyum, diye sorasım geldi. Ama ben çok şey olmasın diye yok dedim. Ulan titreşime alınmış telefon gibisin ne demek yok? Biz o evden çıkınca daha çok ısındım. En azından montum üstümdeydi. Kendimi soğuk havaya karşı zafer kazanmış gibi hissederken burnumdaki donan sümüğüm akmaya başladı ve ben o sümükle çocuğu öptüm. Hoş bir görüntü değildi ama o çocuğun içine pislik işlemiş, sümükten mi iğrenecek? Hem benim sümüğüm ondan daha temiz.

Bu bahsettiğim çocuğa bir ad koyalım da diğer yazımda bahsederken hangisi olduğunu anlayabilin. O kadar anlattıktan sonra adı sümük olmasa ayıp olur bence. O yüzden bu eskimin adını sümük koyuyorum. Size bakarken bir taraflarınızı açıp gülebileceğiniz bir fotoğraf bırakmıştım lakin çok fazla tepki gelince silmek zorunda kaldım. Sağlıkla gülün.